Yolun başındayım.. diye başlayacaktım, sonra bu yola bir türlü de başlayamadım dedim kendi kendime... Atı alan Üsküdar'ı geçmiş bu arada!
Diğer bloglara bakıyorum, herkes kendine bir konu belirlemiş, kimi sanki yemek yapmak için dünyaya gelmiş, her yer yemek tarifleri ve fotoğraflarla dolu...kimi de yapamasam da yiyiyorum deyip yediklerinin fotoğraflarını taşımış sayfasına. Bazıları gezilerini, bazıları okul anılarını, bazıları çocuklarını veya çocuğumsularını anlatmış. Bu noktada bir an korktunuz değil mi? Bütün blogçuların ilgi alanlarına ait bir liste yapacağımı düşündünüz muhtemelen, ben öyle düşündüm de:) Peki ben ne yapsam derdindeyim aslında... Bana konu bırakmamışlar, halbuki ben her konuda uzmanım, bilgimin olmadığı konularda da mutlaka fikir sahibi biriyim üstelik! Şimdilik her telden çalayım diyorum, bakalım hangi notada kalacağım...
Bu arada bu kendi kendime gelin-güvey olma durumu da enteresan açıkçası! Şu anda muhtemelen sadece kardeşlerimin okuma ihtimali olan bir sayfaya saçmalardan seçmeler yazıyorum ya, sanki bütün dünya vatandaşları benim nihayet hayata geçen blogumu okuyacakmış gibi bir heyecan, telaş (hmmm, acaba blogumun ingilizce versiyonunu da mı yazsam, hazır kursa da gidiyorken)...bu kadar olur yani:) Ama tabi belli olmaz sonrası, Özden Örnek de o günlükleri yazarken düşünmemişti muhtemelen, best seller bir eser yazdığını, değil mi:))) Yarın ne olacağı belli olmaz, hele de sahiden düşündüklerimi buraya yazmaya başlarsam... kesin yer yerinden oynar:))) değil mi kızlar?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder